Yine gidiyorsun…
hiçbirşey bırakmadan
Ve ben…
son kez bakıyorum ardından…

Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne.... Şanslı biriyim ben!

<¯¨´*•~-.¸¸,.-~*´¨ Hoşgeldin Hüzün ¯¨´*•~-.¸¸,.-~*´¨>

Hoşgeldin Hüzün...





13.11.2006 - HERO İLE LEANDROS'un Aşk Hikayesi

Kategori: Image Hosted by ImageShack.us Hikayeler
HERO İLE LEANDROS'un Aşk Hikayesi

Çok eski zamanlarda, bugün bizim Çanakkale Boğazı dediğimiz "Hellaspontos" un Avrupa kıyısında, Sestos adını taşıyan bir şehir bulunuyordu. Bu şehir surları arasında Aphrodite için yapılmış büyük bir tapınak vardı. Bu tapınakta Hero adında çok güzel bir rahibe vardı, bu rahibe güzelliği ile dillere destan olmuştu. Aphrodite mabedindeki kumrularla ilgilenen Hero'yu gören, onu Aphrodite'ın kendisi zannederlerdi. Bu genç rahibe güzel olduğu kadar alçak gönüllüydü de. Bu yüzden Aphrodite, bu kızı kıskanmak bir yana onu çok severdi.

Her sene ilkbaharın gelişi ile birlikte Sestos'ta şenlikler düzenlenir, çevre şehirlerden insanlar akın akın buraya gelir, Aphrodite'in mabedini ziyaret ederlerdi. İşte böyle bir bayram günü Leandros adında yakışıklı bir genç Aphrodite'in mabedindeki bir ayine katılmıştı. Abydoslu olan Leandros, getirdiği hediyeleri sunmak üzere mihraba yaklaştığında, güzel rahibe Hero'yu görünce aklı başından gitti adeta, daha ilk bakışta ona aşık olmuştu. Ayin boyunca gözlerini güzel rahibeden ayıramamıştı. Sanki karşısındaki Aphrodite'in ta kendisiydi.

Leandros gün batıncaya kadar mabedinin bir köşesinde bekledi. Ziyaretçiler bir bir mabedi terk edince, yavaşça mabedde tek başına kalan Hero'ya yaklaştı. Rahibe, genç delikanlıyı görünce ürkerek geri kaçtı. Ama Leandros onu durdurdu. Ve oracıkta mihrabın önünde Hero'ya duyduğu aşkı dile getirdi.

O günden sonra Leandros, Hero'nun tüm itirazlarına rağmen her gün mabede gelip genç rahibeye duyduğu aşkı anlattı. Hero defalarca ona bir rahibe olduğunu ve böyle bir aşka karşılık veremeyeceğini söylediyse de, Leandros pes etmedi. Duyduğu sevgi öylesine büyüktü ki, bir gün mutlaka hak ettiği karşılığı alacağına inanıyordu ve tüm çabaları ısrarları sonunda arzusuna kavuştu. Hero da onu seviyordu ancak aralarında büyük bir engel vardı. Hero deniz sahilinde ıssız bir kalede yaşlı bir kölenin kontrolü altında yaşıyordu, üstelikle Leandros'un yaşadığı şehirle aralarında denizde vardı. Ama Leandros aşkı uğruna her şeyi yapmaya hazırdı. Buna gece karanlığında yüzerek denizi geçmekte dahildi.

O akşam yaşadığı şehre geri döndüğünde sahile inerek denizi seyretti, gözleri ile karşı kıyıdaki kaleyi arıyordu. Bu sırada rüzgar şiddetini artırmış, bulutlar ayı ve yıldızları kapatarak ortalığı karanlığa boğmuştu. Issız kalede köle ile birlikte oturan Hero, endişe ile dışarıyı izliyordu. Bir ara yaşlı kadına dönüp;

"Bu korkunç gecede kim bilir kaç balıkçı yolunu bulup, evine dönemeyerek kendisini bekleyen karısının, çocuklarının boynunu bükük bırakacak?" dedi. "Bence karanlıkta yolunu kaybeden denizcilere yol göstermek, onları felaketten kurtarmak için kalenin üstüne bir meşale yakarsak Aphrodite'i de sevindirmiş oluruz..."

Bu sözlerle yumuşayan yaşlı kadın yerinden kalkıp bir meşale yaktı ve kalenin tepesine kolayca görülebileceği bir yere koydu. Esen rüzgar onu canlandırdı alevi daha da yükseldi ve etrafı aydınlattı.

Hero heyecanla dışarıyı seyrederken duyduğu bir sesle kalbi küt küt atmaya başladı. Denize doğru baktığında dalgalarla boğuşan birini gördü, bu Leandros'tan başkası olamazdı... Onu yaşlı köle de görmüştü. Aşağı inip delikanlıya kıyıya çıkabilmesi için yardımcı oldu ve onu rahibenin odasına götürdü.

Leandros, yorgunluktan bitkin ama sevdiğini tekrar görmekten mutlu bir halde genç rahibeye sarıldı. Yaşlı köle buna çok şaşırmıştı ancak onlara engel olmadı. O günden sonra Leandros her gece Hellespostos'u yüzerek geçiyor sevdiğine ulaşıyordu. Günler haftalar aylar geçti. Güzel yaz günleri geride kaldı ve kışa yaklaştılar. Deniz eskisi gibi sakin ve sıcak değil, dalgalı ve soğuktu. Hero her gece yüzerek boğazı geçen Leandros için endişelenmeye başlamıştı. Bu yüzden ona bir süre birbirlerini görmemeleri gerektiğini söyledi. Bahar gelinceye kadar ayrı kalmaları gerekiyordu. Kışın boğazı yüzerek geçmek çok tehlikeliydi.

Leandros her ne kadar istemese de sevdiğinin bu isteğine boyun eğdi. Bahara kadar gelmeyeceğine dair ona söz verdi. Ama bu ayrılığa sadece bir kaç gün dayanabildiler. Leandros, Hero'nun yolladığı özlem dolu mektubu okuyunca daha fazla dayanamayarak hiç düşünmeden kendini azgın dalgaların kucağına attı ve bir an evvel sevdiğine kavuşabilme arzusu ile dalgalarla boğuşmaya başladı. Fırtına arttıkça artıyor, dalgalar daha da aşılmaz bir hal alıyordu. Hero'nun yaktığı meşale şiddetli rüzgarlardan sönerek ortalığı karanlığa gömdü. Heyecan içinde Leandros'un yolunu gözleyen Hero, yaşlı köle uyuduktan sonra gizlice sahile indi ancak orada dalgaların kıyıya attığı sevdiğinin ölüsü ile karşılaştı. Bu acıya dayanamayan Hero sevgilisine sarılarak kendini öldürdü.

Kasabalılar bu haberi duyunca yas elbiselerine bürünüp, kaleye geldiler ve iki sevgilinin cenaze törenine katıldılar. Onları deniz kıyısında aynı mezara gömdüler ve onların anısına boğazın azgın sularına güzel kokulu çiçekler attılar...
Kim Ne Yazmış? { 2 } :: Yorum Yapmak İstermisin? :: Bağlantı
Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma!





27.9.2006 - Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek

Kategori: Image Hosted by ImageShack.us Hikayeler

 

YAŞAMAK, SEVMEK ve ÖĞRENMEK

Öğretmenin adı bayan Thompson'du ve 5.sınıf öğrencilerinin önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde,
sırasına adeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı.
Adı Teddy Stoddard. Bir önceki yıl, bayan Thompson, Teddy'i gözlemiş, onun diğer çocuklarla oynayamadığını; giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken bir halde olduğunu görmüştü ve Teddy mutsuz da olabilirdi.
Çalıştığı okulda bayan Thompson, her öğrencinin geçmişteki kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Teddy'nin bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde şaşırdı. Çünkü; birinci sınıf öğretmeni: "Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır. Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu... Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu..." diye yazmıştı.

İkinci sınıf öğretmeni:
"Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen, fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor.." diyordu.

Üçüncü sınıf öğretmeni:
"Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer bir şeyler yapılmazsa evdeki olumsuz yaşam onu etkileyecek.“ diye yazmıştı.

Dördüncü sınıf öğretmenine gelince:
"Teddy içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." demişti. Şimdi bayan Thompson sorunu çözmüştü ve kendinden utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış süslü kurdelelerle paketlenmiş yeni yıl hediyeleri getirdiğinde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy'nin armağanı
kaba kahverengi bir kese kağıdına beceriksizce sarılmıştı. Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi.
Bazıları, paketten çıkan sahte taşlardan yapılmış, birkaç taşı düşmüş bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini görünce gülmeye başladılar, fakat öğretmen, bileziğin ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı.

O gün okuldan sonra Teddy öğretmenin yanına gelerek; "Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.
Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma, matematik öğretmekten vaz geçerek onları eğitmeye başladı. Teddy'ye özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalışırken zekasının tekrar canlandığını hissetti. Ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılın sonuna dek, Teddy sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri olmuştu.

Öğretmenin, hepinizi aynı derecede seviyorum yalanına karşın Teddy, onun en sevdiği öğrenci olmuştu.
Bir yıl sonra, kapısının altında bir not buldu. Teddy'dendi. Tüm yaşantısındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu yazıyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yıl geçti. Notunda liseyi bitirdiğini ve sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci olduğunu ve bayan Thompson'un halâ hayatında gördüğü en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup daha aldı Teddy'den. O arada zamanın onun için zor olduğunu çünkü üniversitede okuduğunu ve çok iyi dereceyle mezun olmak için çok çaba sarfetmesi gerektiğini yazıyordu. Ve bayan Thompson halâ onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi. Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi. Çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve halâ bayan Thompson onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi.
Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu.
Theodore F.Stoddard Tıp Doktoru.

İlkbaharda bir mektup daha aldı bayan Thompson. Teddy hayatının kızıyla tanıştığını ve evleneceğini yazmıştı. Babasının birkaç yıl önce öldüğünü, bayan Thompson'un düğünde damadın anne ve babası için ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi.
Bayan Thompson törene giderken özenle sakladığı birkaç taşı düşmüş olan o bileziği taktı, Teddy'nin ona verdiği ve annesi gibi koktuğunu söylediği parfümden sürmeyi de ihmal etmedi.
Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken, Teddy, onun kulağına "Bana inandığınız için çok teşekkürler bayan Thompson, kendimi önemli hissetmemi sağladığınız için ve beni böyle değiştirdiğiniz için de..." diye fısıldadı.
Bayan Thompson gözünde yaşlarla ona karşılık verdi: "Yanılıyorsun Teddy... Ben değil, sen bana öğrettin.
Seninle karşılaşıncaya kadar ben öğretmenliği bilmiyormuşum..!!

 

Alıntı

Kim Ne Yazmış? { yok } :: Yorum Yapmak İstermisin? :: Bağlantı
Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma!





27.8.2006 - Uçun Kuşlar / Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI

Kategori: Image Hosted by ImageShack.us Hikayeler

 

 

Uçun kuşlar uçun doğduğum yere
Şimdi dağlarımda mor sümbül vardır
Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır.


Uçun kuşlar uçun burda vefa yok
Öyle akar sular, öyle hava yok
Feryadıma karşı aksi seda yok
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır.

 

Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI

 

Kim Ne Yazmış? { yok } :: Yorum Yapmak İstermisin? :: Bağlantı
Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma!

<- Hüzün Adasında İlerle ->

Kayıp kentin güzel insanı. Rüzgar esermi sizin oralarda? ve Umut türküsü söylenirmi sevda misali Yada Buradan sesimiz duyulurmu Bir selam desek dosta...



Ay Işığında Dans Ediyorum
Sen okyanus oldun;
Ben nehir oldum, kavuşmak için sana,
Çakıl taşları takıldı ayaklarıma.
Ben yakamoz oldum;
Sen yıkanan deniz kızı oldun,
Yakamoz aydınlığında...
Sen bulut oldun;
Ben damla oldum her seferinde buharlaşıp,
Döndüm tekrar sana.
Sen ağaç oldun;
Ben yaprak oldum, salındım rüzgarlarla,
Ayaz geceler şahit gözyaşlarıma...
Sen toprak oldun;
Ben tohum oldum serildim toprağa,
Güneş kavurdu kavurdukça.
Sen sarp kayalık oldun;
Ben nergis oldum,
Kokum dağ boylarında...
Sen Zeus oldun;
Ben Prometheus olamadım oysa...
Yüreğim kadar yakın,
Düşlerim kadar uzak olan sevgiliye;
Uçsuz bucaksız evrende
Bir yerlerde varsın biliyorum
Birgün ellerim dokunacak
Yüreğim kafesinden çıkarak
Karışacak çağlayanlara
Biliyorum sen ve ben
Aynı düşün içindeyiz.
Sen beni ben seni arıyoruz.
Kelebeklere baktığında
Senin de gözlerin doluyor
Düşündükçe,
Güzelliklerini ve kısacık ömürlerini
Dün gece yine aynı düşü paylaştık
Atlayıp bir gemiye dünyayı dolaştık sevgili
Yunusların çığlıklarıydı şarkımız
Ve yıldızlar
Ve ay parlıyordu üzerimizde
Sen iç çekiyordun sevdiğim
Çünkü
Bu düşün sonunda
Yine aynı dünyada
Düşlerin kadar uzak
Yüreğin kadar yakın olacaktım
Ben de senden uzak olmanın acısını çekiyorum
Yaşadıkça bu acıyı
Seni daha çok seviyorum
Biliyorum
Birgün
Düşlerim kadar uzak
Yüreğim kadar yakın olmayacaksın.
Yüreğimde ve elimi uzattığımda
Dokunabileceğim kadar yakınımda olacaksın.
Ansızın
Çıkacaksın düşlerden
Kapkara gözlerin bir ışık olup
Sızacak geceme
Gecem yıldız olacak gökyüzüne
Okyanuslardan dağlardan
Gelen rüzgar,
Al beni
Götür o uzak
Diyarlara.
Kaldırmıyor yüreğim bu ağırlığı;
Kalbim,
Ellerim,
Kanıyor.
Kalbim ellerimde
Ellerim ise üşümekte.
Dinle
Rüzgarın şarkısını
Ağıtlar yakar gibi sevdaya
Ve yalnızlığa
Kelimelerim ne kadar da çaresiz
Nasıl da sessiz
Boğazım düğümleniyor
Sonra;
Gözlerim nehir oluyor,
Bulut oluyor,
Ve sonra
Uzun bir yolculuğa çıkıyor
Düşüncelerim
Parçalara ayrılıyorum
Her parçam ayrı bir ülkede
Sonra birden
O aklımı alıp götüren müziğin sesi
Ay ışığında dans ediyorum
Yıldızlarla...
Yakamozlar yanıyor
Dalgalar vurdukça
Yusuf UYGAR

Beni Unutma
Neden
Şiraze’den Şiraze’ye Saklı Mektuplar 8
...
Eflatun'a İki Soru
Baş harfi Ben
Sen Gelirsin Aklıma
Gitme Kal Diyemedim / Nuri CAN
Geldiğinde
Sobelendim. Ve Sobeliyorum :))
Bekle / ATTİLA İLHAN
Geri Dön
Gittin / Mehmet COŞKUNDENİZ
Şehitler ölmez, vatan bölünmez.
Sustum / Nuri CAN
Yılmaz Erdoğan'dan . . .
Umudun Bittiği Yerde
Aşk İki Kişiliktir / Ataol BEHRAMOĞLU
Özlü Sözler
Sen Benim Hiçbir Şeyimsin / Attila İLHAN
Gittin
Yokluğun
İçimde Çok Fazlasın
Uyanma Vakti
Terkediş


Ana Sayfa
Profilim
Define Adasi
Arkadaşlarım


zero1
hakan kartal
ozii
iseedeadpeople
qetes
nergizcankul
f16okay
atilaisik
toska
eroman
mansur
nilgunce
thelosthighway
dusdamlasi
gizemliadam
beyazatliprens
vaktimesk
kayipsimurg
mcathena
aybikekarciga
bilsu
polyy
aloneangel8
wolf7unitedstates
epack
drbahadir

Yalnız / Bir Hüzün Alabilirim


Özlemlere doluyum
Ağlamaklara dolu
Ayrılıklara kapalı....
Yokluğuna açılacak
Takati yok perdelerimin.
Yeni hüzünlere
Çoktan kapattım kapıları.
Sayısını unuttum / gitmelerinin
Tekrar gitmek üzere / bana dönmelerinin.
Söyle!
Ben şu üç günlük ömre
Daha kaç ayrılık sığdırabilirim !
Söyledim ya / doluyum
Sattım ömrümün tüm koltuklarını
Her gece kapalı gişe.
Ama / sen
Gelmeyeceksen eğer,
(Bir tek ona yerim var)
Yalnız bir hüzün alabilirim.
Kâmuran Esen


Blog Ekle

McAthena





εїз bilsu εїз sayfasına ulaşmak için tıklayınız!





Taklitlerimden sakınınız :)